Etiket arşivi: aile terapisi

Aile terapisi hareketi

Belki de disiplinin doğası gereği, psikolojide ve özellikle de klinik psikolojide (sosyoloji ve antropolojiye kıyasla daha sık), aile-içi ilişkilerin önemine çeşitli vesilelerle değinilmiştir. Ancak yine de aile, bir inceleme birimi olarak aile terapisi hareketi ile ön plana çıkarılmıştır. Her “terapi” sözcüğünün çağrıştırdığı gibi, burada aile terapisi sadece dar anlamda bir tedavi yöntemini değil, aynı zamanda kuramsal bir yaklaşımı da simgeler.aile terapisi, aile terapisi neden yapılmalı, aile terapisinin önemi

Son on yıl da, gerek klinik uygulamalarda, gerekse insan davranışının kavramsallaştırılmasında önemli katkıları olan ve hızla gelişen aile terapisi yaklaşımı, bireye değil aile bütününe bakmıştır. Örneğin, tanınmış bir aile terapistinin (Minuchin, 1974) deyimiyle, bu yaklaşımda esas olan Harikalar Diyarındaki Alice’in odanın içinde birden bire devleşmesi değil hem Alice’in hem de odanın birlikte değişmesidir. Bunu yaparken farklı kuramlar izlenebilse de yine bazı ortak ve Psikolojideki diğer yaklaşımlardan ayırt edeci noktalardan söz edilebilmesi, aile terapisini entelektüel/uygulamalı bir hareket yapar.

Öncelikle söylemek gerekirse, insan içinde yaşadığı psikolojik durumla karşılıklı bir iletişim halindedir; aile içindeki tekrarlanan örüntülerle hem kendi psikolojik yaşamı şekillenir, hem de kendisi ailenin psikolojik bağlamını şekillendirir. Yani bireyin psişik dünyası tamamen içsel ve bireysel bir olay değildir. Dolayısıyla insanın psikolojik dünyasında istenilen her türlü değişimin aile yapı ve sistemi ile doğrudan ilişkili olduğu ve tersinin de doğruluğu saptanılır.

Aile terapisi hareketinin önemli öncüsü Bateson (1956) Jackson, Haley ve Weakland ile yaptığı klasik çalışmada şizofreniyi aile sistemindeki iletişim örüntüsüne verilen uyumsal bir cevap olarak açıklamıştır. Aynı zamanda savaş sonrası modern epistemolojileri de ifade eden bilgi, iletişim sibernetik, Genel Sistem ve ekoloji kuramlarından da

yararlanmış ve iletişimin ancak ait olduğu ilişki bağlamında anlaşılabileceğini “çifte-bağ” (“double-bind”) kuramıyla göstermiştir. Çifte-bağlayıcı bir mesaj, kendinin mantıksal düzlemi hakkında (yani mesaj-ötesi/ kendi hakkında yorum yapan) bilgi vermez. Bunun için de alıcıyı paradoksu ile, birinden kaçsa diğerine yakalanacağı iki çelişkili iletisi içine hapseder.

Bateson, bir yandan da, bu durumda şizofren reaksiyon veren hastanın başlangıçta “zayıf ego işlevleri” olduğunu kabul eder. Yine de aile terapisi etiyolojik bir kuramla ilgilenmekten kaçınır ve değişim üzerinde yoğunlaşır.