Kategori arşivi: Sağlık

Güneş çarpması nedir?

Güneşe uzun süre maruz kalmak, vücut ısısını düzenleyen mekanizmaların arızalanmasına neden olur. Sıcak ortamlarda vücut; Terleme, sıcak hava salınımı ve cilt yüzeyine artan kan akışı gibi reaksiyonlarla kendini yüksek sıcaklıklardan korur. Vücut ısısı normalin üzerine çıktığında merkezden dolaşım sistemine beyindeki sıcaklığı kontrol eden ve kan damarlarını genişleten bir sinyal gönderilir. Kan damarları genişleyerek daha fazla kan akışına izin verir ve fazla vücut ısısı daha soğuk bir ortama aktarılır. Ancak sıcaklık aniden yükseldiğinde vücutta aşırı ısı oluşur ve vücut normal sıcaklığına dönecek kadar ısı kaybedemez. Vücut ısısının aşırı yükselmesi organ hasarına neden olabilir. Tipik olarak, 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda meydana gelen güneş çarpması, ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümle sonuçlanan klinik bir tabloya neden olabilir.güneş çarpması, güneş çarpması nasıl geçer, güneş çarpması tedavisiSıcak çarpmasının belirtileri nelerdir

Sıcak çarpması baş dönmesi, yürüme bozukluğu, bilinç kaybı, duygudurum bozuklukları, terleyememe, ateş, bulantı, kusma ve baş ağrısı gibi semptomlara neden olur. Bu belirtiler dışında;

Baş dönmesi

Kuru ve sıcak cilt

Cilt ağrısı

Çarpıntı, titreme

Zayıflık, yorgunluk, bayılma

Kas spazmları

Uyuşukluk gibi belirtiler de ortaya çıkabilir.

Deride kızarıklık, yüksek ateş ve buna eşlik eden solunum bozukluğu ve nöbetler varsa sıcak koma denilen klinik tablo görülebilir. Vücuttaki yüksek sıcaklık nedeniyle aşırı su kaybı gözlenir ve vücudun sıvı-elektrolit dengesi bozulur. Hemen tedavi edilmezse, sıcak çarpması çok daha ciddi sağlık sorunları ve sonraki aşamalarda ölüm riski yaratabilir. Kişinin bilincini kaybetmeden gerekli müdahalelerin yapılması sinir sisteminin zarar görmesini engelleyebilir.

Sıcak çarpması ile ne yapmalı

Çevrenizdeki birinin güneş çarpmasına maruz kaldığını düşünüyorsanız, mutlaka bir ambulans çağırmalı veya onu en yakın sağlık kuruluşuna götürmelisiniz. Böyle bir durumda yapılacak ilk şey, bir kişinin vücut ısısını olabildiğince çabuk düşürmektir. Tıbbi müdahale beklenirken alınacak ilk yardım önlemleri şu şekilde sıralanabilir

Hasta giysisinden çıkarılmalı ve soğuk su banyosuna konulmalı veya hasta nemli bir havlu veya çarşafa sarılıp buzla ovulmalıdır. Koltuk altlarına ve kasıklara buz konulmalı, öncelikle baş ve boyun bölgesi soğutulmalıdır.

Hastanın dolaşımını başa yönlendirmek için ayakları yüksekte tutun ve soğuk kanın beyne ulaşması için kollara ve bacaklara masaj yapın.

Hasta bilinçsiz değilse ona bir yudum su verin. Bilinç kaybı meydana gelirse, hastanın vücut ısısını düşürmek için soğuk duşa devam edilmelidir.

Sıcak çarpması nasıl tedavi edilir?

Güneş çarpmasına maruz kalan bir kişide vücut ısısı hızla yükselir ve bu artış engellenemezse hasta 30 dakika gibi kısa bir sürede hayatını kaybedebilir veya karaciğer ve böbrek gibi organları kalıcı olarak hasar görebilir. Güneş çarpması için ilk yardım çok önemlidir. Sıcak çarpması nedeniyle hastaneye yatırılırsanız, doktor hastanın semptomlarını inceler ve kan basıncını ve vücut ısısını değerlendirir. Vücut ısısını değerlendirirken rektal sıcaklık dikkate alınır. Hastaya vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesine göre kan ve idrar testleri yapılarak infüzyon tedavisi uygulanır. Sıcak çarpmasının en önemli komplikasyonlarından biri olan böbrek yetmezliği durumunda hasta birkaç hafta daha gözlenir.

Miyom nasıl teşhis edilir?

ULTRASON

Ana görüntüleme yöntemi ultrasondur. Ultrasonografi, ses dalgaları ile çalışan ve vücuda zarar vermeyen tıbbi bir görüntüleme tekniğidir. Ultrasonografi doğrudan karından yapılabileceği gibi kadın kanalından da (vajina) yapılabilir.

MANYETİK REZONANS GÖRÜNTÜ

Miyomların yerini ve kapsamını belirlemede en güvenilir yöntem MRI’dır (manyetik rezonans görüntüleme). Tedavi seçenekleri tartışılırken kontrastlı alt karın MRG kullanılmalıdır. Hastaların çoğu daha önce ultrason kullanılarak muayene edilmişti. MR görüntüleme her üç planda da (ön, arka, yan, yukarıdan aşağı) görüntülemeye izin verdiğinden, pedinküllü fibroidler tespit edilebilir ve endometriyum ile submukozal fibroidler arasındaki ilişki açıkça gösterilebilir.miyom teşhisi, miyom tedavisi, miyom görüntüleme yöntemleriMYOMA’NIN CERRAHİ OLMAYAN TEDAVİSİ, MYOMA EMBOLİZASYONU

Fibroid embolizasyonu, histerektomi ve miyomektomi gibi geleneksel tedavilere kıyasla daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme gibi faydalar sağlayabilir. Bu prosedürün ana yöntemi, miyomlara kan ve besin akışının durdurulması, böylece iyi huylu tümörlerin “açlık” sonucunda küçülmesi, böylece hastanın şikayetlerinin ortadan kaldırılması veya önemli ölçüde azaltılmasıdır. Refakatçi çalışmaları, bu prosedürü alan hastaların% 80-90’ının şikayetlerinin ortadan kalktığını veya azaldığını göstermektedir. Önceki araştırmalar, söz konusu sürecin güvenli ve etkili olduğunu göstermiş olsa da, belirli riskler taşır ve uzun vadeli sonuçları bilinmemektedir. Miyom şikayetleri olan bazı hastalara rahim arter embolizasyonu verilebilir.

Lokal anestezi altında, kasıktan rahmi besleyen arterlere ince bir kateter yerleştirilir ve bu damarları tıkamak için partiküller enjekte edilir. Damarları tıkalı olan miyomlar beslenemezler ve doku ölümü sonucu küçülürler, bu nedenle ağrı ve kanama gibi şikayetler kaybolur veya önemli ölçüde azalır. Öte yandan normal rahim dokusu karın boşluğundaki diğer damarlardan beslenmeye devam ettiği için embolizasyon sürecine girmez.

En önemli avantajları lokal anestezi ile “anjiyografi” işlemi ile yapılması, cerrahi kesi olmaması ve çoğu hastanın ertesi gün hastaneden çıkabilmesidir. Bu yöntemin histerektomi, rahim koruması ve miyomektomiye göre avantajı, sadece cerrahi olarak çıkarılan miyomlar için değil, rahimdeki tüm miyomlar için de etkili olmasıdır. Ancak her yöntemde olduğu gibi embolizasyon tedavisi de “iyi eşleşen” hastalara uygulandığında başarılıdır ve bu seçim girişimsel radyologlar ve kadın doğum uzmanları tarafından yapılmalıdır.

Miyomların embolizasyonla tedavisi

Miyom embolizasyonu, lokal anestezi altında bir anjiyografi cihazı (DSA) üzerinde girişimsel radyologlar tarafından gerçekleştirilen bir işlemdir. Fibroid embolizasyonu klasik anjiyografi kullanılarak yapılır. Hastaya ağrı kesiciler ve yatıştırıcılar enjekte edildikten sonra kasık bölgesine enjeksiyon yapılarak bölgeyi uyuşturmak için anjiyografi kullanılır. İnguinal arter daha sonra yerleştirilir ve uterusu besleyen arterlere çok ince bir tüp (kateter) yerleştirilir.

Gerekli anjiyografik incelemeden sonra bu tüp içerisinden rahim ve myom damarlarını tıkayan küçük parçacıklar sokulur. Miyom embolizasyon işleminden sonra hastaların büyük çoğunluğu bir gün hastanede kaldıktan sonra normal hayatlarına dönerek günlük aktivitelerinin çoğunu yapabilirler. İşlemden birkaç gün sonra ağrı, bulantı ve ateş görülebilir ancak bunlar ilaçla rahatlıkla giderilebilir. Ortalama olarak 2-3 günde tamamen ağrıdan geçip normal hayata dönebilirler. Embolizasyondan sonraki ilk birkaç ayda hastalarda kanama, ağrı ve diğer şikayetleri olmaz veya% 85-90 oranında önemli ölçüde azalır. Genellikle 1 ila 2 ay içinde normal adet döngüsüne dönerler. Bu gösterge miyomektomiye benzer. Başarılı embolizasyondan sonra fibroidlerin kolaylıkla tekrarlayamadığı görülmüştür.

Bir çalışmada, hastalar 6 yıl boyunca izlendi ve embolize fibroidlerin hiçbiri yeniden büyüme göstermedi. Embolizasyon yetersiz ise başarısız olsa bile her zaman tekrar edilebilir, tekrara rağmen hastaya her zaman cerrahi seçenekler uygulanabilir. Bu özelliklerinden dolayı embolizasyon, miyomlu birçok hastada kullanılan ilk tedavi yöntemidir.

Böbrek kanseri nedir?

Böbrek kanseri, böbrek dokusundaki kötü huylu büyümelerin genel adıdır. Aslında, bu genel terim çeşitli kanser türlerini içerir ve bu ayrım ancak neoplazmanın patolojik incelemesinden sonra mümkündür.böbrek kanseri, böbrek kanseri ne demek, böbrek kanseri teşhisiBu nasıl olur, nedenleri nelerdir?

Günümüzde böbrek kanserinin en yaygın nedeni sigara başta olmak üzere tütün ve tütün ürünlerinin kullanılmasıdır. Ayrıca son yıllarda yapılan çalışmalarda giderek daha fazla atıfta bulunulan bir diğer neden de obezite.

En ünlüsü von Hipple-Lindau sendromu olan birkaç ailesel sendrom, aile üyelerine birden fazla nesil için tekrarlayan böbrek kanseri teşhisi konulmasına neden olur.

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle rutin hemodiyaliz tedavisi gören hastalar da böbrek kanseri gelişme riski altındadır.

Semptomlar neler?

Günümüzde hastalar genellikle herhangi bir belirti veya şikayet olmaksızın başvurmaktadır. Genellikle tesadüfen keşfedilen böbrek kitlelerini başka nedenlerle yapılan ultrason, tomografi veya MRI’da bulurlar. Bu hastalarda böbrek kitleleri genellikle erken dönemde ve küçük böbrek kitleleri halinde bulunur.

Daha sonraki bir aşamada başvuran hastalarda; İdrardan kanama, kilo kaybı, yorgunluk ve kemik ağrısı gibi şikayetler yaygındır. Bu sonuçlar daha sık görülen hastalıkların sonucudur ve bu hastalar tanıda geç kalmaktadır.

Kim tehlikede?

Sigara içenler en büyük risk altındadır. Ayrıca, ailesinde böbrek kanseri öyküsü olan kişilerin böbrek kanseri geliştirme olasılığı normalden daha yüksekti.

Ülkemizde ve dünyada böbrek kanseri prevalansı nedir? Ne kadar yaygındır? Kadınlarda mı erkeklerde mi daha sık görülür?

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2018 yılında yayınladığı bir araştırma olan Globocan, 2018 yılında böbrek kanseri teşhisi konulan kişi sayısının dünya genelinde 403.000 olduğunu ortaya çıkardı.

Aynı araştırmadan elde edilen veriler 2018 yılında Türkiye’de toplam 5.125 kişiye böbrek kanseri teşhisi konulduğunu gösterdiğinde. Yapılan araştırmalar erkeklerde daha sık görülen bu kanserin kadınlarda arttığını göstermiştir.

Globocan, 2018’de dünya çapında böbrek kanserinden 175.000 ölüm buldu ve bu rakamlara göre erkekler kadınlardan daha sık öldü.

Tedavide neler yapılıyor? Yeni gelişmeler var mı?

Tedavi tabii ki hastalığın evresine göre planlanıyor. Metastazı olmayan ve sadece böbrekte lezyonu olan hastalarda lezyonun yerine ve büyüklüğüne bağlı olarak sadece lezyonun çıkarılmasına veya böbreğin tamamının alınmasına karar verilir.

Metastazlı hastalarda, metastazların yoğunluğuna ve hastanın genel durumuna göre böbreklerin cerrahi olarak çıkarılması ve ayrıca “akıllı ilaç tedavisi” ile metastaz tedavisinin planlanması tavsiye edilir.

Son yıllarda özellikle metastatik hastalıkların tedavisinde tedavi seçenekleri artmıştır. “Hedefe yönelik” tedavi prensibine göre tasarlanan ilaçlar ve son olarak bağışıklık sistemini düzenleyen ilaçların kullanımı günlük pratikte yer almakta ve hastalığın tedavisinde tatminkar sonuçlar elde edilmektedir.

Fmf Nedir?

Ailevi Akdeniz Ateşi  hastalığı karın, göğüs, eklem ağrılarının sebep olduğu ve beraberinde eşlik eden ateşin yol açtığı hastalıktır. Genellikle Akdeniz bölgelerinde görülen bu hastalık özellikle Türkler, Araplar, Ermeniler ve Yahudiler arasında görülmektedir. Dünyanın Diğer yerlerinde de görülmektedir fakat görülme sıklığı çok az veya hiç yoktur. Bu hastalık genelikle 20 yaşlarda çok fazla görülmektedir. Hatta  sayısına kadar ulaşan rakamlar mevcuttur. ’luk kısım ise hayatlarının ilk yarılarında yani 0-10 yaş aralarında  FMF‘yi  geçirmişlerdir. Bu hastalık erkeklerde kızlara oranla daha fazla görülmektedir, erkeklerde fazla görülme  nedeni şimdilik pek bilinmiyor. Ailevi Akdeniz Ateşi hastalığı genetik ve irsidir, bulaşıcı değildir.Fmf ,Fmf hastalığı,Fmf NedirBu hastalık için  tipik bir karın ağrısı şikayetiyle doktora başvurulmaktadır. Ardından yapılan bir takım testler ve muayneler ile ortaya çıkmaktadır. Bu hastalığın en önemli bulgusu 38.5-40°C’ye kadar yükselen ateşdir. Çünkü ateş atakları bazen çok tehlikeli boyutlara çıkabilir. Fakat bazen çoğu doktorlar ilk başta bu durumdan şüphe duymadan apandist operasyonuna başvuruyorlar. Bunun en önemli sebebi apandist ile aynı ağrılara ve belirtilere yol açmasıdır. Hasta giderek şiddetlenen karın ağrısı dayanamaz hale gelip,  doktorun önerdiği ameliyatı hemen  kabul ediyor. Araştırmalar sonucunda FMF hastalığını geçiren çoğu kişinin yanlış teşhisle apandist ameliyatı olduğunu gözler önüne seriyor.

Ailevi Akdeniz Ateşi   hastalığının atakları başladığı zaman 1 ile 3 gün arasında sürmektedir. Gelişen  ataklarda  amiloidoz denen suda ermeyen ve   birikip  ağrı yaptığı organda hasar yapan  bir madde  gelişmesinden korkulup, bunun sonucunda böbrek yetmezliğine neden olmasından endişe edilmektedir. Amiloidoza kaynaklı oluşmuş böbrek yetmezliğinde böbreklerden çok fazla protein kaçağı olur. Vücut protein kaybettikçe  el ve ayaklarda şişmeler olur. Tedavi yöntemi olarak kolşisin adlı bir ilaç uygulanır. Bu ilaç FMF hastalığına neden olan tüm etkileri kaldırmak için kullanılır. Kullanan kişilerde ilaç ile kişinin atakları ve ağrıları azalır. 1972 yılından beri kullanılan ilaç hastalıkların e ‘lik kısımda etkili olmuştur.%5 oranındaki hastalar da ise ilaca karşı  hiçbir etkileşim olmamıştır. Ayrıca bu ilaç hamilelikte ve emzirirken kesinlikle kullanılmamalıdır.

Diş Sağlığı Bünyemizi Etkiliyor!

Ülkemizde insanlar hayatlarını tehdit etmediğinden dolayı, ağız ve diş sağlığına gereken önemi vermemektedirler. Ağız ve diş sağlığı oldukça önemli olan ve insanın günlük hayatını oldukça fazla bir şekilde etkileyen problemlerin başında gelmektedir.

İnsanın ağzı sindirim sisteminin başlangıcı olarak tanımlanmaktadır. Sindirim sisteminin normal çalışması için dişlerin son derece sağlıklı olması gerekmektedir. Aksi takdirde ağzınızda çiğnemeden yutacağınız yemekler, sindirim sisteminizde çok büyük sorunların oluşmasına sebep olacaktır.diş sağlığını koruma, diş sağlığının önemi, diş sağlığının vücuda etkileriSizlerde Parlak ve sağlam dişlerinizin olmasını istiyorsanız tek yapmanız gereken öğünlerden sonra dişlerinizi fırçalamak ve gerekirse diş ipi kullanmak olacaktır. Sağlıklı dişler insanın hayatında oldukça önemlidir. Diş üzerinde veya diş arasında kalacak olan besin artıkları, dişlerinizin çürümesine ve diş sağlığınızı son derece büyük bir şekilde tehdit edecektir.

Ağız içerisinde bulunan bakteriler fırçalanmadığı takdirde ağız kokusu yapacağından dolayı sizi rahatsız edecektir. Ağız kokusu olmaması ve dişlerinizin çürümemesi için mutlaka dişlerinizi günde en az 2 defa fırçalamanız gerekmektedir. Aynı zamanda da yılda 2 kez diş muayenesi yaptırmanız gerekmektedir.

SAĞLIKLI DİŞLERİN SIRRI

Ağız ve diş bakımı sağlığımızın temel yapısını oluşturur. Ne kadar sağlıklı ağız ve dişlere sahipseniz hastalıklardan da o kadar uzaksınız demektir. Güzel gülümsemenin sırrı yine bakımlı ve bembeyaz dişlerden geçmektedir.

Sağlıklı beslenmek sağlıklı dişler anlamına gelmektedir. Özellikle elma, armut, kereviz ve havuç gibi lifli gıdaları daha fazla tüketirseniz diş sağlığınız için çok iyi olacaktır. Çünkü bu lifli gıdalar dişlerinizin temizlenmesini ve bakterilerin yok olmasını sağlar.

Çay,kahve ve gazlı içecekler dişlerinizin lekelenmesine neden olacağı için dikkatli tüketilmesi gerekir. Özellikle gazlı içecekler diş kayıplarını arttırmaktadır.

Diş fırçalama süresi mutlaka iki dakikadan daha az olmamalıdır. Dişlerinizi fırçalarken nazik ve kısa hareketlerle dişlerinizi fırçalarsanız dişlerinize daha az zarar vermiş olursunuz.

Diş fırçalarken zor erişilen bölgeleri daha özenli fırçalamalısınız.Özellikle arka kısımlar ve dolguların temizliği daha çok önem taşımaktadır.

Diş fırçalama sırasında bir çoğumuz diş etlerimizin kanamsından dolayı fırçalamayı bırakırız. Oysa uzmanlar kanama olsa bile fırçalamaya devam edilmesini, fakat bu diş eti kanamaları iki haftadan daha fazla devam ederse mutlaka bir diş doktoruna gidilmesi gerektiği konusunda uyarılarda bulunmaktadırlar.

Ağız gargarası yapmakta ağızdaki bakterileri yok edeceği için ağız ve diş sağlığı için önemlidir. Sabah ve akşam düzenli olarak ağız gargarası yapmak dişlerinizdeki bakterileri temizleyerek sizin daha sağlıklı dişlere kavuşmanıza yardımcı olacaktır.

Diş ipi kullanmakta diş fırçasının ulaşamadığı noktalara ulaşmak anlamına geldiği için diş bakımında önemli bir yer tutmaktadır.

İdrar Yolları Rahatsızlıklarına Bitkisel Reçeteler

Karabaş otu: 5-10 gr ufalanmış bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3-4 bardak günlük olarak içilir.

Andız otu kökü: 4-10 gr kök 1 bardak kaynar suya konulur, 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Toz haline getirilen andız otu köklerinden 2-10 gr günlük olarak içilir.idrar yolu rahatsızlığı, idrar yolu sorunlarında bitkisel çözümler, idrar yolu çözümü bitkisel tedaviÇatlak otu: 4-6 gr çatlak otu yumrusu 1 bardak suya konulur, 10 dk kaynatılır ve 1 günde tüketilir.

Çam sakızı: Hap halinde günde 0.5-2 gr kullanılır. (antiseptik etkisi vardır.) Böbrek hastaları kullanamaz.

Günde 1-1.5 gr hap halinde ya da aynı miktar süt içerisinde eritilerek çam katranı kullanılır.

Sarı kantaron: 500 gr sarı kantaron 8 kilo kaynar su içerisine konulur. 40 dk kaynatılır, süzülür. Dolapta muhafaza edilir. Yemeklerden 1 saat önce 1 bardak sabah, öğle, akşam içilir.

Kamış kökü: 30 gr kamış kökü, 20 gr meyan kökü 500 gr suya konulur. 10-20 dk kaynatıldıktan sonra 1-2 bardak günlük olarak içilir.

Kargı kamışı: 25 gr kamış kökü, 20 gr meyan kökü 500 gr suya konulur. 10-20 dk kadar kaynatılıp, 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Kebabiye: 1 çay kaşığı toz kebabiye 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

10 gr kebabiye 1 bardak suya konulur ve 10 dk kaynatılır. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Toz haline getirilen kebabiyeden 0.5-1 gr günlük olarak içilir. ağızda çiğnemek sureti ile de kebabiye kullanılabilir. (antiseptik olarak)

Kılıç otu-sarı kantaron: 2 gr taze ya da kuru bitki 1 bardak kaynar suya konulur ya da bitki kurutulur. 10 dk bekletilir ve içilir.

Kiraz sapı: 4-6 gr kiraz sapı 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Ardıç tohumu: 2-4 gr tohum 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Okaliptüs: 4 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Balla tatlandırılarak 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Geyik dili: 6-12 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Balla tatlandırılarak 1-2 bardak günlük olarak içilir.

Reyhan esansı: 5-6 damla reyhan esansından 1 şekerle idrar yolları antiseptiği olarak alınır.

Semizotu: 7 gr semizotu 1 bardak kaynar suya doğranıp konulur ve 20 dk bekletilir. 1 bardak yemeklerden 1-2 saat sonra içilir.

Şalgam tohumu: 5 gr tohum toz halinde, 5 gr ıhlamur 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2 bardak günlük olarak içilir.

Menengiç sakızı: 0.2-0.5 gr günde 3-4 defa alınır.

Yer sarmaşığı: 1 tatlı kaşığı bitkiden 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Birer bardak yemek sırasında içilir. taze bitki sıkılırsa eğer 10 gr günlük olarak içilir.

Su zambağı: 2-10 gr kök 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Taş anasonu: 10 gr kök 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Birkaç defada günlük olarak tüketilir.

Maydanoz tohumu: 4-10 gr tohum 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir. 10 gr maydanoz 1 bardak suya konulur ve 5 dk kaynatılır. 10 dk bekletildikten sonra da 3-4 bardak günlük olarak içilir.

Gliserin: 1-2 kaşık gliserin günlük olarak içilir.

Habbuleziz: Gıda olarak habbülleziz yumruları yenilir.

Koca yemiş yaprağı: 2 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3 bardak günlük olarak içilir.

Meyveleri, idrar yolları hastalıklarında yemiş olarak yenilir.

Sandal ağacı yaprağı: 2 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3 bardak günlük olarak içilir.

Gıvıştan otu: 10 gr bitki kökü ya da dalları 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 3 bardak günlük olarak içilir.

Kokulu yonca: Toz haline kokulu yonca yaprak ya da tohumu getirilir ve 2gr günlük olarak içilir.

Kasık otu: 2 kaşık taze bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 1 kere de içilir.

Kayışkıran kökü: 4-10 gr kök 1 bardak suya konulur ve 10 dk kaynatılır. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Hatmi çiçeği: 10 gr çiçek 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. Balla tatlandırılarak 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Çoban üzümü yaprağı (yaban mersini): 10 gr yaprak 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Civan perçemi: 10 gr bitki 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Hayıt tohumu: 4-10 gr tohum 1 bardak kaynar suya konulur ve 10 dk bekletilir. 2-3 bardak günlük olarak içilir.

Böbreğe İyi Gelen Besinler

Böbrek sağlığınızın iyi gitmesi için bazı besinleri tüketmeniz gerekmektedir. Böbrek rahatsızlığı olanlar çok iyi bilir ki böbrek ağrıları diğer organların ağrılarına benzemez, oldukça etkilidir ve insanın günlük yaşamını olumsuz etkiler. Bu nedenle yenilen ve içilenlere çok dikkat edilmesi gerekmektir. Bazı yiyecekler vardır ki böbreğe adeta doğal ilaç görevi göstermektedir.böbreğe ne iyi gelir, böbreğe iyi gelen besinler neler, böbrek sağlığına iyi gelenlerYemek ile birlikte yoğurt tüketin

Yoğurt kalsiyum ve D vitamini açısından oldukça etkilidir. Bu nedenle böbrek sağlığı denilince ilk akla gelen besinlerden biri yoğurttur. Yoğurdu özellikle yemek ile birlikte tüketmek böbreklere çok daha yararlı olacaktır. Çinko ve demir bakımından zengin olan besinler de böbreğe çok iyi gelmektedir. Çinko ve demiri fazlasıyla içeren kabak çekirdeği böbrek hastalarına çok iyi gelmektedir. Kabak çekirdeğinin böbreğe iyi gelmesinin bir başka sebebi de omega 3 içermesidir. Kabak çekirdeğinin yalnızca böbreğe iyi geldiğini söylemek yanlış olur. Kabak çekirdeği ayrıca şekeri düzenler, bağışıklık sistemini güçlendirir ve psikolojik olarak insanı rahat ettirir.

Böbrek taşlarına bal kabağı

Böbrek hastalığı denilince ilk akla gelen hastalık böbrek taşı oluşumudur. Böbrek taşları en güçlü insanı bile yıkacak kadar ağrılıdır. Kalsiyum bal kabağı içerisinde çok fazla bulunmaktadır. Bu kalsiyumda böbrek taşı oluşumunu engellemektedir. Böbreklere çok yararlı olan bir diğer besin de elmadır. Bildiğiniz üzere iki çeşit elma bulunmaktadır. Elmalardan kırmızı olanı böbrek için daha etkili bir ilaçtır. Hem böbrek hastalarını iyileştirir hem de böbrek hastalıkları oluşmadan insanları korumaktadır. Elma lif açısından çok zengindir. Lifler böbreği temizlemektedir. Her gün bir elma tüketmek her insan için önemlidir.

Maydanozun böbreğe etkisi

Maydanoz C vitamini bakımından çok güçlüdür. C vitamini dışında da birçok vitamin ve mineral içermektedir. Maydanoz böbreklerin çalışmasına destek olmaktadır. Böbrekler için suyun ne kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Maydanoz su durumunu dengeler, bu nedenle de böbreğe en yararlı besinlerdendir. Maydanozun her sabah çiğ olarak tüketilmesi büyük yarar sağlamaktadır. Çünkü sabah ve çiğ tüketilen maydanoz demir depolarını doldurmaktadır. Böylece gün boyu enerjiniz yüksek olmaktadır.

Bel ağrısı nasıl geçer?

Hareketsiz yaşam tarzı ve aşırı kilo alımı bel ağrılarının nedenleri arasında yer alır. Bel ağrısı nasıl geçer derseniz en önemli detay spor yapılması ve bireyin kendini zorlamamasıdır. Hareketlik olmadığı için güçsüzleşen bel kasları alınan aşırı kilonun verdiği ağır yükten dolayı bel ağrılarına neden oluyor. Aşırı stresli yaşam tarzı insan vücudunu her açıdan olumsuz etkileyen önemli bir detaydır. Bilhassa stres oranı fazla meslek gruplarında bulunan kişilerde bel ağrıları daha fazla görülüyor. Yanlış yatak ve ya sandalye seçimi de bel ağrılarına zemin hazırlar. Ergonomik yapıya sahip olmayan yatak seçimi ve ofis koltukları nedeniyle bel ağrıları kronik hale gelmektedir. Eklemlerde uzun vadede meydana gelen yıpranmalar zamanla kireçlenmeye dönüşebiliyor. Yaş almaya bağlı olarak gelişim gösteren kireçlenme de bel ağrısının nedenlerindendir. Sigara kullanımın bel ağrısına sebep olduğu ispatlanmıştır.bel ağrısı, bel ağrısı nedenleri, bel ağrısı çözümleriRomatizmal hastalıklara dikkat edin!

Yaşanan bel ağrıları sebebiyle yaşam kalitesi düşebilir ve hastalara gerekli olan tedavi uygulanmadığında zamanlarda sorunun ilerleyip devam ettiğinde ağrıların kronikleşir. Özellikle romatizmal hastalık genç erkeklerde görülebilen bir sağlık problemidir. Bu hastalıkta ise bel fıtığından farklı olarak ağrı istirahatle geçmeyip tam aksine artış gösterir. Ağrı seviyesinin artarak devam ettiği romatizmal hastalığında belde belirgin bir ağrı olmasa dahi topuklarda ağrı, gezici kalça ağrısı, diz ve ayak bileklerinde şişme yaşanabilir. Sabahları uyanıldıktan sonra bel bölgesinde bir saatten uzun süren tutulma söz konusu varsa mutlaka uzmana başvurmalısınız. Bel ağrısının tedavisinde genel olarak çok yönlü bir yaklaşım uygulanır. Tedavi planına öncelikle ayrıntılı muayene ile tetkiklerle başlanması gerekir. Mekanik bel ağrılarında genellikle ilaç tedavisi, istirahat ve fizik tedavi yöntemleriyle geçmektedir. Ama bunlara destek olarak egzersiz yapılması tedaviye sonuç alınmasını kolaylaştıracaktır. Mekanik bel ağrısı yaşayan bireylerin çok az bir kısmında bacaklarda his kaybı gelişebiliyor bu durum acil cerrahi müdahale gerekmektedir. Romatizmal bel ağrılarında hasta düzenli kontrol ve takip altında olması sizin için daha iyi olacaktır. Son zamanlarda kullanılan anti romatizmal ilaçlarla tedavinin başarısı artış göstermiştir.

Ortodonti Tedavisi Nedir?

Ortodonti tedavi diş diziliminin düzgün olmadığı takdirde, düzgünleştirilmesine yönelik adımların atıldığı bir tedavi yöntemidir.

Tedavi Fiyatlarının Değişiminin Nedenleri Nelerdir?

Diş telleri malzemelerinin menşeileri Avrupa, Amerika veya Çin’dir. Piyasada bilindik Avrupa markaları fiyat olarak daha yüksektir. En uygun fiyat Çin menşeili markalardır. Fiyatı oluşturan ana etken braket ve diş telidir. Şeffaf braketlerin fiyatları diğerlerine göre daha yüksektir. Seçeceğiniz braket türü porselen, seramik olabilir. Braket malzemesinin türü de tedavinin maliyetini etkileyecektir. Lingual Tedavi Daha Pahalı Bir Tedavi Sürecidir Ontodontist tedavide normal diş teli, lingual diş teli veya şeffaf plakalar seçebilirsiniz. Normal diş teli dişlerin önüne görünür şekilde takılacak olan diş telidir. Lingual diş teli dişlerin iç yüzeyine, ağızda dile bakan yüzeyine yerleştirilen ve dışarıdan görünmeyen diş telleridir. Fiyatları normal diş teline göre daha pahalıdır.ortodonti nedir, ortodonti tedavisi, ortodonti tedavisi nasıl yapılırDişlerin arkasına yerleştirilen braketlerin her biri dişlerin eğimi dikkate alınarak laboratuvar uygulamalarıyla yapılır. Laboratuvar uygulamaları işin içine girdiği için fiyat artacaktır. Ayrıca Incognito ve Harmony diye bilinen iki farklı teknik de lingual tedavi sırasında kullanılan tekniklerdir. Bu tekniklerde CAD- CAM programları ile hastaya özel braket tasarımı yapılacaktır. Kullanılan braketler altın ve nikel- titanyum alaşımı olmaktadır. Lingual tedavi hastanın yaşına, çene yapışına ve gülüşüne uygun kişiye özel tasarlanır; böylece dışarıdan fark edilmez. İlave olarak kişinin diş ve çene yapısı ve buna göre değilecek olan tedavi seyri, tedavi maliyetini etkileyecektir.

Surrenal Hastalıklar Nelerdir?

Surrenal hastalıklar böbrek üstü bezinin bağlı bulunduğu hastalıklardır. Bu hastalıklar adından da anlaşılacağı gibi böbrek üstünde meydana gelen hastalıklardır. Hipofiz isimli bezin kontrolü ile böbrek üstü bezleri çalışmaktadır. Böbreküstü bezlerden kortizol ve katekolemin hormonlarının salınımı yapılmaktadır. Vücutta ani hareketlere yol açan adrenalin hormonlarını salgılanması böbrek üstü bezlerine bağlıdır. Bu hormonların aşırı salınımı feokromasitoma gibi yüksek tansiyon hastalıklarına neden olmaktadır. Kortizol hormonunun fazla salınımında hastanın kilo problemleri ortaya çıkmaktadır. Kilo fazlalığı, yüksek tansiyon, istenmeyen ve aşırı şekilde meydana gelen tüylenmeler, üreme fonksiyonlarının bozulması, cushing sendromu gibi istenmeyen durumlara yol açmaktadır.surrenal hastalıklar, surrenal hastalık belirtileri, surrenal hastalıkların tedavisiBöbrek üstü bezlerinin her ikisinin birden olmaması ya da bir hastalık nedeni ile kaybedilmesi durumu hayatı idame ettiremeyecek, ölümcül hadiselere yol açmaktadır. Bu bezlerde salgılanan hormonların fazlalıkları yüksek tansiyon, azlıkları ise, surrenal yetmezliği olan addison denilen böbrek üstü yetmezliklerine yol açmaktadır. Bu nedenle kilo fazlalığı olan kişilerde metabolik kavram içinde incelenen yüksek tansiyon ve diyabet ile birlikte seyreden hastalıklarda böbrek üstü bezi fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Surrenal hastalıklarda bir problem ile karşılaşılması durumunda bunun ortaya konularak tedavi edilmeye çalışılması hayati önem taşımaktadır.

Görüntüleme yöntemleri sıklıkla kullanıldığı için tomografide ya da emarda böbrek üstü bezinde irili ufaklı kitlelere rastlanmaktadır. Bu rastlanılan vakalara rastlantısal böbrek üstü kitleleri denilmektedir. Bu kitle ile karşılaşıldığı zaman ilk olarak yapılması gereken durum bu kitlenin hormon salgılayıp salgılamadığına bakılmalıdır. Kortizol ve adrenalin hormonlarına bakılarak kitlenin hormon salgısına bakılır. Eğer bu kitle hormon salgılamıyorsa yapılması gereken tek işlem bu kitlenin durumunu belirli aralıklar ile takip etmektir. Yıllık olarak düzenli bir şekilde hasta izlenilmektedir. Eğer hormon salgılıyor ise, çapına bakılmaksızın acilen ameliyat ile alınması gerekmektedir. Günümüzde yapılan sürrenal hastalıklara bağlı olarak oluşan kitlelerde ameliyatlarda sadece kitle değil, böbrek üstü bezinin tamamı alınmaktadır. Kitle 4cm. boyutundaysa veya bu boyutun üzerindeyse kanser riski taşıma ihtimali yüksek olduğu için acilen ameliyata alınması gerekmektedir. Ameliyat sonrasında hasta rutin kontroller ile normal yaşantısına dönebilmektedir. 2 yılda bir düzenli kontrol bu ameliyat sonrası için yeterli görülmektedir.