Kategori arşivi: Çocuk ve Anne

Pedagog ne işi yapar

Ülkemizde henüz oturamayan unvanlardan biri de hiç şüphesiz ki pedagoglardır. Halk arasında odlukça yanlış bilinen ve algılanan pedagoglar aslında çocukların eğitim ve gelişimi hakkında ebeveynlere rehberlik eden uzman kişilerdir. Ancak maalesef ki halk arasında pedagoglar çocuk psikolojisi uzmanı yani çocuk psikologu zannedildiği için çocukların psikolojik sorunları ve sıkıntıları için başvurmaktadırlar. Peki, birçok kişinin bu kadar yanlış tanıdığı pedagog ne işi yapar? Çocukların özellikle eğitim çağları başladıktan sonra veya başlamadan önce çocuğun zeka yönünü, ilgi alanlarını ve çocuğun eğitim için olan beklentisini ve performansını gerek test ederek gerekse de gözlemleyerek ailelere bilgi veren uzmanlardır.

Çocuğunuza mutlu bir gelecek hazırlayın

Bilindiği üzere günümüzün en büyük sorunlarından biri de çoğu kişinin mesleğini severek yapmamasıdır. Bunun en büyük nedeni ise kişilerin küçük yaşta zorunlu bir eğitime maruz bırakılması ve kendi tercihlerini bilinçli olarak yapamamasıdır. Bu nedenle pedagoglar burada oldukça büyük bir görev üstlenmektedir. Çocukların küçük yaşta ilgi alanlarını ve zeka yönünü takip ederek bu yönde bir eğitim sağlayıp çocuğunuza daha mutlu bir gelecek hazırlayabilirsiniz.

Doğru eğitim iyi bir gelecek

Birçok kişinin henüz bilmediği pedagog ne işi yapar sorusu hakkında artık biraz aydınlanmış bulunmaktayız. Bilinçli birer anne baba olmak istiyorsanız, pedagog rehberliğinde çocuklarınızı yetiştirerek onların sorunlarını ve eğitimini çok daha yakında takip edip, onların hayatını değiştirebilirsiniz.

Çocuk Terapisi Eğitimi

Psikoterapinin alt dallarından biri olan çocuk terapi öncelikli çalışma yaş grubu 4-10 yaş arası çocuklardır. Her ne kadar ergen terapi olarak yaş grubu daha yüksek bir ayrım yapılsa a temelde yapılan çalışmalar benzer özellik sergilemektedir.çocuk terapisi eğitimi, çocuk terapisi yapımı, çocuklar için terapi yapımı

Çocuklarının ilgi alanlar ve yetenekleri ile birçok kişisel özelliğin değerlendirme altına alınarak yapılan izlemler de temel amaç çocuğun sorunu olup olmadığı saptamaktır. Saptanan sorunun çocuğun farkındalığında olup olmayacağı da terapinin gidişatını belirleyecek önemli bir kriterdir. Ebeveynlerle yapılan görüşmelerde terapistin çocuk üzerinde gözlemlerinden çok ebeveynlerin duruma ilişkin davranışları ve destekleyici tavır sergilemelerine yönelik danışmanlık şeklindedir.

İyi Gözlem Doğru Sonuçlar Doğurur

Bazen çok basit sorunlar doğru yaklaşım görmediği için büyür ve içinden çıkılmaz bir hal alır. Çocuk terapisi eğitimi öncelikli amacı çocuğu rahatsız etmeden oluşturacağı güven ilişkisiyle davranışlarını objektif bir şekilde gözlemlemektir. Sabır, içtenlik, basit ve kısa ve anlaşır bir dil ile çocuklarla olmaktan keyif aldığını hissettirecek kadar samimi bir tablo çizen terapist, yabancılarla konuşmakta zorlanan çocukları dahi konuşmaya ikna edecek özelliktedir. Adım adım ilerleyecek terapiler başlangıçta çok yavaş yol kat ediyor izlemi verse de güvenle ortamının oluşması ile çok hızlı ve doğru bir şekilde ilerler.

Çocuk terapisi eğitimi başlıca gözlem çocuk üzerinde yapılacak olsa da, aile ve okul ilişkileri, hangi disiplin şartlarında büyüdüğü hatta sağlık problemleri gibi geniş bir çerçevede edinilecek bilgilerle danışmanlık yapılır. Çocuğun sorunları günlük hayatını etkiler, aile ve okul ilişkilerinde belirgin değişiklikler, akademik başarısında dalgalanmalara yol açıyorsa; çocuk terapisi için iyi bir danışmanlık almak gerekir.

İstanbul Çocuk Psikoloğu

Günümüzün anne ve babaları eski zamanlara kıyasla daha bilinçli bir şekilde çocuk yetiştirmektedir. Çocuğunuza küçük yaşlarda vereceğiniz eğitim sayesinde geleceğe başarılı bir çocuk kazandırmış olacaksınız. Çocuklarınız her yaş döneminde çeşitli sorunlar yaşayabilmektedir. Bu noktada İstanbul çocuk psikoloğu alanında başarılı isimlerden yardım alabilirsiniz.çocuk psikologları kimlerdir, istanbul çocuk psikologlarının farkı, pedagogların görevleri

Çocuklarınızın sorunlarını ertelemeyin

Çocuğunuz çeşitli travmalar yaşayabilir ve bunun sonucunda da ciddi semptomlar ortaya çıkabilir. Çocuğunuzu götüreceğiniz uzman kişi yaşanan problemin boyutunu inceleyerek klinik bir değerlendirmede bulunur ve bu değerlendirme sonucunda bir tedavi süreci hazırlar. Sizlerin bu süreç boyunca sabırlı olarak çocuğunuza destek olmanız gerekmektedir. Alanında uzmanlaşmış İstanbul çocuk psikoloğu sizlere oldukça yardımcı olacaktır.

Çocuklarınız kendilerini yalnız hissetmesin

Çocukların psikolojik tedavi süreçleri yaş gruplarına göre değişkenlik göstermektedir. Özellikle 10 yaşın altında ve okul öncesi döneminde olan çocuklarda sorunlar daha kısa süre içerisinde halledilmektedir. Fakat ciddi travmalar yaşayan çocuklarda tedavi süreci uzun sürmektedir. Aynı zamanda çocuğunuzun içinde bulunduğu durumlar aile danışmanlığı ve eğitimi ile kısa süre içerisinde halledilebilir. Uzman kişinin hazırladığı tedavi programına uygun olarak davranmanız gerekmektedir. Bu önemli süreçte çocuğunuzun en büyük destekçisi sizlersinizdir. Çocuğunuzun sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyümesini sağlamak istiyor iseniz onun sorunları ile yakından ilgilenmeli ve her şeyi konuşarak çözmeye çalışmalısınız. Aksi takdirde çocuğunuz ileriki yaşlarında daha büyük sorunlar yaşar. Sizler de bilinçli birer anne ve baba olmak istiyor iseniz çocuğunuz ile daha yakından ilgilenmelisiniz.

İştahsız Çocuğa Yaklaşımlar

Çocuğunuzu üzen ya da huzursuz eden olaylar çocuğunuzun iştahını kapatabilmektedir. Özellikle aileler bu iştah olayını çok takıntılı hale getirmemelidir. Çünkü Ebeveynler, Çocuklarının üstüne ne kadar çok giderse çocuklar o kadar çok inatlaşırlar. Çocukları sıkmamalı üzerlerine çok gidilmemelidir. Özellikle zorla asla bir şeyler yedirilmemelidir. Anne ve baba yemek yedirmeyi çocuklarına daha eğlenceli hale getirebilirler. Örneğin; Onunla oyun oynayarak, onu güldürerek çocuğu iştah konusunda bir tedavi süresi gibi daha verimli hale getirilebilir.iştahsız çocuğa yemek yedirme, çocuklara yemek yedirme, iştahsız çocuklara yemek yedirme yolları

İştahın Olmama Sebepleri

Yukarıda iştahsız bir çocuğa verilen yaklaşımlar günlük bir hayatta doğal olarak var olabilecek olasılıklar görülmektedir. İştahın kurumsal dille var olmama sebepleri mevcuttur..

En sık görülen neler arasında çocuğa abur cubur verilmesidir. Bu yüzden çocuk iştahsızlık çekecektir. Günlük hayatta aile fertleri sağlıklı beslenmediği için aslında en büyük sorunun buradan geldiğini göreceksiniz. Çünkü çocuklara örnek olan ailedir, çocuk davranışlarını büyüklerinden alır bu yüzden iştahsızlık sorunun en büyük örneği buradan geliyor diyebiliriz.

İştah Problemine Çözümler

Bu problemin en büyük faydası yine aileler başta rol alıyor. Ancak bir anne ve baba çocuğuna mükemmel bir şekilde örnek olarak çocuğuna iştah problemini büyük ölçüde giderebilir. Çözümler olarak;

  • İştahsızlık yüzünden çocuğa bağırılmamalı, üstüne gidilmemelidir.
  • Örnek olabilmek için abur cubur’u kesmek için çocukla birlikte yemek yapılmalıdır.
  • Çocukla ne kadar çok vakit geçirilirse, O kadar çok bu problemin çözümü kolaylaşır, örnek olarak çizgi film izlemek, oyun oynamak gibi.
  • Çocuğa karşı yakın, nazik ve anlayışlı olun.
  • Evdeki tartışmalar çocuğun olmadığı bir yerde mümkün olduğunca olsun, çünkü psikolojik sorunlar artmakla birlikte başka sıkıntılar da artmaya başlar.
  • Çocuk yemek yerken kaşığı ona verin, rahat bırakın ve ona sorular sorun.
  • Çocuğun çevreyi kirletmesine izin verin.
  • Duygu ve davranışları kontrol altında tutmak ta önemli bir çözüm
  • İştahı arttırmak için yemek yeme karşılığında çocuğa günlük değişik ödüller verilmelidir.
  • Yine önemli bir çözüm de çocuğun acıkmasını sağlamak için göz önünde duran abur cuburlar kaldırılmalı, acıkmasını sağlamak, iştahı arttıracaktır

Çocuklar ve Elektronik Eşyalar Arasındaki İlişki

Teknolojinin gelişmesi ile birlikte hızla yayılan elektronik eşya kullanımı çocukları da etki alanına almaktadır. Özellikle oyun döneminde olan çocuklar elektronik eşyaları oyun aracı olarak görmektedirler ve bu da beraberinde bağımlılığa sebep olmaktadır. Peki bu durumun sebepleri neler olabilir? Günümüzde yapılan yanlışlardan biri de çocuğun eline cep telefonu vermektedir. Hatta bazı aileler çocuklarına yemek yedirmek istediklerinde cep telefonu aracılığı ile yemek yedirmektedirler. Çocuğun eline telefon vermek çocuğa bir şeyler kazandırmayacaktır. Telefonun oyun aracı olduğunu öğrenmemeli aksine bilgiye ulaşmada gerekli olduğunu öğrenmelidir.çocukların elektronik eşya merakı, çocukların elektronik eşya kullanımı, elektronik eşyalar ve çocuklar

Elektronik Eşya ve Çocuk

Yetişkinlerin bile asosyal olduğu günümüzde çocukların elektronik eşya bağımlılığı normal karşılanmaktadır. Özellikle tablet, bilgisayar ve cep telefonunun bu kadar gelişmesi çocukları sosyal hayattan koparmış, kapalı bir çember içerisine alarak hem asosyalleştirmiş hem de bağımlı hale getirmiştir. Çevreye olan güvensizliğin had safhada olduğu günümüz dünyasında çocukların elektronik eşya bağımlılığına göz yumulmuş, dışarıda olumsuz bir olay yaşamasındansa evde tablet, cep telefonu vb. eşyalar ile vakit geçirmesi kabul görmüştür. Fakat bu ilişkinin doğuracağı olumsuz sonuçları da göz ardı etmemek gerekmektedir. Çocuğun hem iç dünyasını hem de gelecek hayatını etkileyecek olan bu bağımlılıktan kaçınmak için ebeveynlerin bu konuda daha dikkatli olması beklenmektedir.

Ebeveynlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

Elektronik eşyaların sürekli göze temas eden ışıkları hem çocukların göz yapılarına zarar vermekte, hem de çocukların boyun ağrılarına sebep olmaktadır. Bu durum ilerisi için kalıcı hastalıkların zeminini oluşturmaktadır. Bunu engellemek adına ebeveynler çocuklarının gerekirse yanlarında bulunarak güvenli bir ortamda vakit geçirmelerini sağlamalı, sosyalleşmeleri açısından aktivitelere ve kurslara göndermeli, elektronik eşya kullanımlarına mutlaka günlük limit getirmelidir. Ayrıca anne ve babalar özellikle çocukların yanında cep telefonu ile oynamamalı bunun bilgiye ulaşmada gerekli olduğu vurgusunu yapmalıdırlar. Bu sayede sağlıklı bir kullanım ortaya çıkacaktır. Günümüzde birçok çocuk elektronik eşya bağımlısı olarak yer almaktadır. Bunun en baş sebepleri anne ve babalardır. Bu konuda uzman birinden eğitim almak çocuğunuzu geleceğe hazırlamanızda size yardımcı olacaktır.

Bebeklerde Bıngıldağın Kapanması

Günümüzde sıklıkla duyduğumuz Bebeklerde Bıngıldak Ne Zaman Kapanır sorusunun yanıtını doğru bir şekilde yazımızda bulursunuz. Bebekler doğduğunda başında yumuşak noktalar olur ve çoğu anne-baba bu doğal oluşum nedeniyle oldukça endişeli davranırlar. Oysa bıngıldak beynin sağlıklı bir şekilde gelişmesine izin vermekle kalmaz aynı zamanda onu darbelere karşı da koruma sağlanır. İsterseniz gelin bıngıldağın neye yaradığını daha ayrıntılı bir şekilde belirtelim. Bebekler yeni doğdukları dönemde çoğu zaman uyurlar. Bazen de yalnızca etraflarına bakarlar. Ne şekilde olursa olsun yeni doğmuş bebekler sanki başka bir dünyadan gelmiş gibidirler. Ve vücutları gelişimine halen devam ediyor. Bunun en büyük kanıtı da bebeğinizin kafasında bulunan bıngıldaklar olduğu bilinmektedir. Elinizi bebeğinizin kafasına koyduğunuzda kafatası kemiklerinin henüz tamamlanmamış olduğunu ve özellikle bebeğinizin hayatının parmaklarınızın altında olduğunu hissedersiniz.bebeklerde bıngıldak ne zaman kapanır, bebeklerin bıngıldak oluşumu, bebeklerin bıngıldağının kapanması ne zaman gerçekleşir

Anne ya da babayı endişelendiren de şüphesiz ki, bu konudur. Genel olarak insan vücudunun en hassas kısmı olan ve özellikle beyni koruyan kafatası kemikleri nasıl doğumdan sonra açık bir şekilde kalıyor? Gelin belirtelim. Sert darbelerden korumalısınız. Bebekler 9 aydan sonra dünyaya geldiklerinde başlarında bulunan açıklık ve ya daha doğru söylemek gerekirse açıklar çünkü 6 tanedir ve en fazla 3×2 santime ulaşırlar. Aslında ortada endişelenecek bir durum bulunmaz. Çünkü kafatası kemiklerinin ‘esnekliği’ aslında çocuklar için oldukça önemli bir durumdur. Kafatası kemiklerinin esnek olması çocukları sert darbelerden koruyor ve anne rahminden çıkabilmelerine izin vermektedir. Doğum sırasında kafatası kemiklerinin esnekliği annenin bebeği dışarı itme çabalarına karşılık verir ve onları birbirine yakınlaştırır. Bebeğin başının anne rahminden dışarı çıkması kafatası kemiklerinin esnekliğine bağlı olmaktadır. Yeni doğan bebeğin vücudunda en büyük nokta baş kısımlarıdır. Bu sebeple bebeklerin başları bir kez dışarı çıktığında vücutlarının dışarı çıkması da oldukça kolaydır. Bebeklerde Bıngıldak Ne Zaman Kapanır konusuna daha fazla netlik kazandırıyoruz. Beynin büyümesi için ise; Bıngıldak aynı zamanda beynin uygun zamanda ve uygun ritimle büyümesine de olanak vermektedir. Kol ve ya bacak gibi uzun kemiklerde kemiklerin uzamasını sağlayan bölge diğer ismiyle büyüme kıkırdağı orta kısımda bulunmaktadır.

Çocuğuma Ödevini Nasıl Yaptırırım?

Uzun bir tatil döneminin bitip yeni eğitim ve öğretim yılının başlamasıyla gerek aileler gerekse çocuklar üzerinde okulun baskısı yavaş yavaş artmaktadır. Genellikle, ilk haftaları telaşla geçen, öğretmenin talep ettiği malzemelerin temini, defter ve kitap kaplama gibi heyecanlı etkinliklerle geçen 1-2 hafta sonrasında derslerin yoğun bir şekilde işlenmeye başlaması ve ödevlerin artması sonucu hem ebeveynler hem de çocuklar tarafından ödev sorunu ile yüzleşmeye başlanır. Eğitim sistemimizin de ağır olması çocuğun bocalamasına ve bir noktadan sonra ödevlerini yapmak istememesiyle sonuçlanır.çocuklara ödevlerini yaptırma, çocuklara ödev yapma alışkanlığı kazandırma, çocukların ödev yapmasını sağlama

Ailelerin ödev konusunda çocuğa sözel baskı yöntemleriyle yaklaşması sorunu çözmek bir yana, sorunun daha da karmaşık bir hal almasına neden olacaktır. Bu sorun için çocuğu rahatlatmak, ona özgüvenini yeniden kazandırmak, birtakım destekleyici ödüllerle ödev yapmayı daha cazip hale getirmek ebeveynlerin ödev sorunu için uygulayabilecekleri etkili çözümler arasında yer alır. Her şeyden önce çocuğun kendi hislerinin, kaygılarının ve üzüntülerinin anlaşıldığı, o hislere dokunulan bir aile tarafından sevilerek bakılması bütün sorunların çözümü için yeterli olacaktır.

Ödev Yapma Alışkanlığı

Yeni bebek sahibi olmuş bireyler için durumu daha farklı incelemek gerekir. Belki akıllara ödev yapma alışkanlığının kazandırılması için çok erken olduğu gelse de ödev yapma alışkanlığı konusuna çocuğun sorumluluk bilincine sahip olup olmadığı açısından bakıldığında erken yaşta bu alışkanlığın temellerinin atıldığı söylenebilir. Daha açıkça anlatmak gerekirse, çocuğun ödevini yapan bir çocuk olması tek başına çocuğun sorumluluk bilincini kazanmış olması anlamına gelir. Tersten bakıldığında eğer çocuk erken yaşlarda sorumluluk bilincini kazanmış ise ödev yapma alışkanlığını ailesinin bir şey yapmasına gerek kalmadan geliştirecek ve ödev yapma konusunda herhangi bir sıkıntı yaşanmayacaktır. Çocuğa erken yaşlarda sorumluluk bilincini kazandırmak hayatı boyunca yapması gerekenleri kimsenin söylemesine ya da hatırlatmasına gerek kalmadan yapmasını sağlar. Erken yaşlardaki çocuklara başarabilecekleri görevler vermek ve bunu uygulamalarını sağlamak onların sorumluluk bilincini kazanmasına yardımcı olacak aktivitelerdendir. Buna örnek olarak akşam yemeği için sofra hazırlanırken çocuktan ekmek, tuz, peçete gibi taşıyabileceği malzemeleri sofraya götürerek annesine yardım etmesinin istenmesi verilebilir. Çocuk bu görevi yaparken hem özgüven kazanır hem de her akşam tekrarlanması halinde sorumluluk bilincini kazanmasına yardımcı olur.

Çocuğa nasıl yaklaşılmalı?

Toplumuzca bilindiği üzere bir annenin çocuğuna karşı duyduğu sevgiyi yeryüzünde hiçbir sevgi tutmaz. Anneler çocukları henüz doğmadan onları sevmeye ve şefkat göstermeye hazırdırlar. Çocukları doğduktan sonra da onlara ellerinden gelebildiği kadar sevgisini, şefkatini ve masumiyetini göstermektedir. Ancak ne yazık ki her anne çocuğuna sevgisini yeterince gösteremiyor. Ancak bilinmelidir ki bir anne sevgisi ile çocuğuna ilerde güzel bir gelecek hazırlarken çocuğunun hayatına harika şeyler kazandırırken anne sevgisizliği ile de çocuğunun hayatını mahvedebiliyor. Psikolojisi bozuk olan birçok bireyin sorunlarının köküne inildiğinde de birçoğunda anne yoksunluğu sendromu ortaya çıkmaktadır.çocuğa yaklaşım nasıl olmalı, çocuklarla etkileşime girme, çocuklara nasıl davranılmalı

Bir çocuğunun davranışlarının neredeyse tamamından anne sorumludur. Özellikle küçük yaşlarda çocuklar günün neredeyse tamamında annesiyle vakit geçirmekte, en çok annesini sevmekte ve en çok annesine güvenmektedir. Bu sebeple taklit edeceği kişi de annesi olmaktadır. O yüzden anneler çocuklarına karşı söyledikleri her sözde, çevresine karşı yaptığı her davranışta çocuğuna karşı örnek olduğunu da unutmaması gerekmektedir. Her anne ile çocuk arasındaki iletişim farklıdır. Çünkü her çocuk büyüme esnasında farklı davranış biçimleri göstermektedir. Ancak her anne çocuğunun bu davranış biçimlerine olabildiğince saygı göstermeli ve her zaman çocuğu ile iletişime hazır bir şekilde olmalıdır. Annelerin çocuklarına karşı yapabilecekleri en önemli şey sevgilerini göstermek olacaktır. Anne sevgisinin sonsuz olduğunu hisseden çocuk da bu şekilde hem ailesine bağlı hem de daha sevgi dolu büyüyecektir.

Günümüzde sosyal yaşam şartlarından ötürü, çocuklarına daha iyi bir gelecek hazırlamak amacıyla hem anne hem de baba çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu sebeple kimi çocuklar anneleri çalışmaya başladıkları için bakıcıya bırakılmakta veya okula gitmektedir. Çalışan annelerin ise en büyük stres kaynağı tabi ki de çocuklarıdır. Çocuklarına o kadar vakit harcayamadıklarını düşünen anneler ise bilmelidir ki önemli olan çok vakit geçirmek değil kaliteli vakit geçirmektir. Geçirdiğiniz vakit içerisinde çocuğunuza faydalı olabilmeniz, ona sevginizin daima olacağını göstermeniz ve ona paylaşmayı öğretmeniz her şeyden önemlidir. Çocuğunuzun da sizin bu vicdan azabınızı kullanmasına izin vermeden çocuğunuza bu durumu öğretmeniz gerekmektedir.

Çocukları Yalancı Memeden Ayırma

Anneler çocuklarına oldukça fazla düşkündür. Bu sebepten dolayı sürekli onların isteklerine boyun eğer durumdadırlar. Hele ki çocuklar bebeklik çağından henüz çıkıyorsa oldukça fazla ilgi gören çocuklar bazı alışkanlıklarından vazgeçirilmeye çalıştıklarında bir hayli fazla sorun çıkartmaktadır. Ortaya çıkan sorunlardan en sık karşılaşılanı yalancı memeden ayrılmadır. Anneler çocuklarının yalancı memeden vazgeçmelerini isterler ve bu yönde bazı adımlar atarlar. Ancak çocuklar için alışkanlıklarını bir kenara bırakmak oldukça zordur. Bu sebepten dolayı meme alışkanlığından kurtulma döneminde yumuşak huylu davranılması ve sakin olunmalıdır. Bir anne olarak sizlerin çocuklarınıza yol gösterici olmanız gerektiğini düşünürsek, bu görevinizin başlangıcı olarak memeden ayrılma aşamasını ele alabiliriz.Çocukları memeden vazgeçirme, çocuklara yalancı memeyi bıraktırma, çocukları yalancı memeden vazgeçirme

Çocukları yalancı memeden vazgeçirmek için başvurulabilecek birkaç yol vardır. Bu yolların ülkemizde en sık kullanılanı çocuğu tiksindirmedir. Acı biber vb. gibi tadı kötü olan şeylere bandırılan veya sürtülen yalancı meme çocuğa verilir ve ondan tiksinmesi, korkması beklenir. Bu çok geçici bir çözümdür ve çocuğunuz eğer 3-4 yaşlarına kadar gelmişse o memeyi kullanmayacaktır ancak sizden başka bir tane almanızı isteyebilecektir. Böyle bir sorun ile karşılaşmamak için yapabileceğiniz en güzel şey çocuğunuz ile aranızda bir oyun kurmak olacaktır. Örneğin; çocuğunuza emziğini çıkardığında bir parça çikolata verin ve emziğini takmazsa daha fazlasını vereceğinizi söyleyin. Emziğini takmadığı sürelerde çikolata isterse verin, ama ağzında emzik varken sizden çikolata isterse veremeyeceğini emziği çıkarması gerektiğini söyleyin. Eğer çocuğunuz henüz çok küçükse ve mantıklı yorumlamalar yapamıyorsa memeyi kuş aldı, kayboldu diyerek saklayın ve onun dikkatini memeden farklı bir yöne çekin.

Çocukların dikkatini memeden farklı şeylere çekerseniz bir süre sonra arada bir memesini sorsa da sürekli dikkatini dağıtacağınız için bir süre sonra memesini unutacaktır. Her ne kadar çok basitmiş gibi görünse de alışkanlıkların vazgeçilmesi zor şeyler olduğunu unutmayarak buna göre hareket etmenizi tavsiye ederiz. Hele ki vazgeçilecek alışkanlık bir çocuk ile alakalı ise işler biraz daha çıkmaza girebilir. Sakinliğinizi koruyun ve emin adımlarla tavsiyelerimizi uygulayın.

Hamileliğe Hazırlık Süreci

Hamilelik bir kadının hayatında yaşayabileceği en özel süreçlerdendir.  Hem heyecan verici, hem kaygı uyandırıcı, hem ürkütücü, hem de huzur verici bir durumdur. Günümüzde, doğum kontrolü oldukça yaygın olduğu için kadınların bu en özel dönemi gerçekten hazır hissettiğinde deneyimleme imkanı bulunuyor. İstenen zaman belirlendikten sonra, hamileliğe hazırlık süreci hakkında araştırma yapıp bilgi sahibi olmakta yarar var. Bu yazımızda ise, doğru zamanı bekleyerek en uygun koşullar altında hayatının yeni dönemine adım atmak isteyenlere önerilerimiz var. Hamile kalmaya gerek ruhsal gerekse de bedensel olarak hazır hisseden hamile adayının bu aşamadan sonra adet çevrimini takip etmesi gerekmektedir.  Kadınların çoğunda 28 günlük adet çevrimi var ve 1. Gün adet çevriminin ilk günü olarak kabul edilmektedir. Yumurtlama olarak adlandırılan yumurtanın döl yatağına geçişi bu ilk gün referans olarak alınarak yaklaşık 14 gün sonra olmaktadır. Dolayısıyla, hamile kalmaya en uygun zamanı 12 ile 16. gün arasındaki dönem diyebiliriz. Hayali kurulan bu en özel sürece adım atmak için bu dönemleri takip etmek gerekir.hamileliğe nasıl hazırlanılmalı, hamilelik hazırlık sürecinde yapılacaklar, hamileliğe hazırlanma süreci

Hamilelikte Sağlıklı Beslenmenin Önemi

Eğer ki, artık bebek sahibi olmaya hazır hissediliyorsa ilk olarak, bedensel açıdan hamilelik dönemine hazır olmak konusunda da düşünmeye başlanması daha iyi olacaktır.  Öncelikle yapılması gereken sağlık ocağı ya da aile ve çocuk sağlığı merkezlerinden birine giderek orada görevli ebe hemşirelerle görüşüp folik asit gibi hamilelik süresince vücudun ve bebeğin ihtiyacı olan desteklerin alınmaya başlanmalıdır.  Öte yandan ise, hamilelik için sağlıklı bir başlangıç isteniyorsa hamile kalmaya karar verilmesinden itibaren vücuda alınan zararlı maddelerin alkol, sigara, vb. kullanımının derhal bırakılması gerekir. Bu, sağlıklı bir hamilelik geçirmek için atılması gereken en önemli adımlardandır. Bununla beraber düzenli ve sağlıklı bir beslenme rejimi uygulanması gerekiyor. Bir hamile adayı için en sağlıklı beslenme diyeti et ve balığı, tereyağı, yoğurt gibi süt ürünlerini, kepekli ekmek ve ya tahıllı gıdaları, pirinç ve baklagilleri, taze ve kurutulmuş meyveler ile taze sebze ve yeşilliklerin tümünü içermektedir. Şeker ve yağlı besinlerin en aza indirilmesi ise hamile adayı için faydalı olacaktır.